1 sene önce
1 sene önce

Sanatçı Rıza Konyalı, huzurevi arkadaşlarını mest ediyor

Konya’nın Dolapcami Mahallesi’nde 1933’te dünyaya gelen 2 çocuk, 4 torun sahibi Konyalı’nın müziğe ilgisi küçük yaşlarda başladı.

ATLARINI SATIP KÜÇÜK RIZA’YA SAZ ALDILAR

Saz çalan amca çocuklarından da etkilenen Konyalı, müziğe cura çalarak adım attı. Çocuklarındaki yeteneğinieden aile, o dönem evlerindeki 2 atı satıp küçük Rıza’yaaldı.

Sesi ve sazdaki hüneriyle kısa sürede dikkatleri üzerinde toplayan Konyalı, ilerleyen süreçte sahneye çıkmaya başladı.

ÜNLÜ SANATÇILARLA SAHNE PAYLAŞTI

Askerlik dönüşü İzmir’e yerleşen sanatçı, bir tanıdığının vasıtasıyla İstanbul’da ilk taş plağını doldurdu. Yavaş yavaş ismini duyuran Konyalı, Müzeyyen Senar, Orhan Gencebay, İbrahim Tatlıses, Mustafa Keser, Neşe Karaböcek gibi birçok sanatçıyla aynı sahneyi paylaştı.

Besteleri ve söylediği türkülerle tanınan Konyalı, kariyeri boyunca 450 taş plak çıkardı.

Sıradaki Haberi Oku  İzmir’de 30 kaçak göçmen yakalandı

HUZUREVİ ARKADAŞLARINI MÜZİKLE MUTLU EDİYOR

Rıza Konyalı,arkadaşı Ecmel Konyalı’nın vefatının ardından geçen yıl İzmir Büyükşehir Belediyesi Buca Sosyal Yaşam Kampüsü’ndeki huzurevine yerleşti.

İlerlemiş yaşına rağmen sazını elinden bırakmayan Konyalı, huzurevi sakinlerinin “müzik” isteğini deçevirmiyor.

Türküleriylezaman neşelendirenzaman da hüzünlendiren Rıza Konyalı, huzurevine ayrı bir renk katıyor.

Rıza Konyalı,çalmaya başladığı gün ünlü biri olacağının hiç aklından geçmediğini söyledi.

SANAT HAYATI MÜZEYYEN SENAR İLE DEĞİŞTİ

Besteleri ve söylediği türkülerde Türk halkının gönlünde taht kurmayı başardığını dile getiren Konyalı, şöyle konuştu:

“Sanat yaşantım 1956 yılında İstanbul’da Müzeyyen Senar ile tanıştıktan sonra değişti. Bir gazinoda uzun hava okumuştum. O esnada kendisi de oradaymış. Beni kulise çağırdı ve türküyü bir daha okudum ve gözyaşlarınaolamadı. Daha sonra onun vasıtasıyla ilk taş plağımı çıkarmış oldum.”

Sıradaki Haberi Oku  Dükkanını kapatıp malları depremzedelere gönderdi

“SAZIM BENİM HAYATIM”

Memleketinin tanınması için 1980 yılında Keleşer olan soyadını Konyalı olarak değiştirdiğini anlatan sanatçı, yaşamı boyunca sazından birbile olsun ayrılmadığını vurguladı.

“Sazım benim hayatım, onsuz yaşayamam.” diye konuşan Konyalı, “Her sabah sazımı çalarım. 67 yıllık arkadaşım benim. Benim ekmek torbamdı. Sahnede onun sayesindekazandım. Sanat hayatım onun sayesinde devam ediyor. Huzurevinde bile beste yapmaya devam ediyorum.” ifadelerini kullandı.

Konyalı, huzurevinde çokolduğunu, arkadaşlarıyla bol bol yürüyüş yapıpgeçirdiklerini söyledi.

Sanatçı olduğu için herkesin kendisine ayrı bir önem verdiğini dile getiren Konyalı, şöyle devam etti:

“Salonda herkes yanıma oturuyor. ‘Hayatını anlat.’ diyenler oluyor. Muhabbet ediyoruz. Onlara türküler söylüyorum. Bazen karşılıklı ağlaşıyoruz. Bazen onlaraçalıp, eğlendiriyorum. Onlar da beni alkışlıyor. Oçokoluyorum. Sesimi yıllardır özenle korudum. Sigara ve alkol kullanmadım. Onun için bu yaşımda hala güçlü bir sese sahibim.”

Sıradaki Haberi Oku  Başkentgazdan bağış açıklaması

TÜRKÜLERİYLE DERTLERİNİ UNUTUYORLAR

Huzurevi sakinlerinden 72 yaşındaki Muhittin İşeder de geçmişte Rıza Konyalı’nın türkülerini çok dinlediğini belirterek, “Kendisiyle burada tanışma imkanım oldu, çok iyi bir insan. Bizleri eğlendiriyor. Allah ondan razı olsun. Onun sayesinde tüm dertlerimizi unutuyoruz.” dedi.

Mehmet Tarhan ise Konyalı ile aynı odayı paylaştığını, onun sazını bir dakika bile olsun yanından ayırmadığını, ilerleyen yaşına rağmen hala çok güzel türkü söylediğini kaydetti.

En Çok Okunanlar
Tüm hakları saklıdır.